Sezaryen oranlarının azaltılması ortak hedefimizdir. Ancak bu hedefe ulaşılırken bilimsel tıp ilkelerinden, hukuk devleti anlayışından ve hasta güvenliğinden ödün verilmemelidir.
Son günlerde kamuoyuna yansıyan bilgilerde, belirli sezaryen oranlarının üzerinde bulunan hekimlerin klinik görevlerinden uzaklaştırılarak belirli sürelerle eğitime alınmaları ve bu süreçte çalıştığı kurumdan işten çıkarılarak, geçinebileceği herhangi bir maaş almadan eğitime gönderildiğine ilişkin uygulamaların gündeme geldiği görülmektedir.
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği olarak, bu konudaki görüşümüz açıktır.
Gereksiz sezaryenlerin azaltılması ülkemiz için önemli bir sağlık politikası hedefidir ve Derneğimiz bu hedef doğrultusunda uzun yıllardır Sağlık Bakanlığı ile bilimsel iş birliği içerisinde çalışmaktadır. Ancak doğum şekli, istatistiksel hedeflerle değil; her gebenin kendine özgü tıbbi özellikleri dikkate alınarak verilen klinik bir karardır.
Bir hekimin veya bir merkezin sezaryen oranı; hizmet verdiği hasta profili, üçüncü basamak merkez olması, sevk edilen yüksek riskli gebeleri kabul etmesi, önceki sezaryen oranı ve birçok obstetrik değişkenden etkilenmektedir. Bu nedenle yalnızca sayısal oranlar esas alınarak mesleki yeterlilik hakkında değerlendirme yapılması bilimsel olarak doğru değildir.
Meslek içi eğitim, çağdaş tıbbın vazgeçilmez unsurlarından biridir ve tüm hekimler için desteklenmelidir. Ancak eğitimin, yaptırım niteliğinde uygulanması; hekimin klinik görevinden uzaklaştırılırken hiç bir maaş almayarak gelir kaybına uğratılması veya mesleki itibarını zedeleyecek sonuçlar doğuracak şekilde yürütülmesi, eğitim kavramının özü ile bağdaşmamaktadır.
Mesleki yeterliliğin değerlendirilmesi ancak objektif bilimsel ölçütlere, bireysel dosya incelemesine, vaka analizine, savunma hakkına ve hukuki güvencelere dayanmalıdır. Sayısal performans göstergeleri, tek başına mesleki yetersizliğin kanıtı olarak kabul edilemez.
Uluslararası uygulamalarda da sezaryen oranlarının azaltılmasına yönelik başarılı modeller; hekimleri cezalandırmaya değil, klinik denetim, Robson sezaryen sınıflaması, kalite iyileştirme programları, ekip eğitimi , özellikle ebelerin normal doğumu üstlenmeleri ve kanıta dayalı rehberlerin uygulanmasına dayanmaktadır.
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği olarak;
•Anne ve bebeğin güvenliğini her türlü performans göstergesinin üzerinde tutmaya,
•Gereksiz sezaryenlerin azaltılması için bilimsel çalışmaları desteklemeye,
•Hekimlerin bağımsız klinik karar verme sorumluluğunu korumaya,
•Meslek içi eğitimin cezalandırıcı değil geliştirici bir anlayışla yürütülmesini savunmaya,
•Sağlık politikalarının bilimsel veriler, hukuk devleti ilkeleri ve hasta güvenliği temelinde oluşturulmasına katkı sunmaya devam edeceğiz.
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği, Sağlık Bakanlığımız ile birlikte çalışarak gereksiz sezaryen oranlarını bilimsel yöntemlerle azaltacak, hasta güvenliğini esas alan ulusal bir eylem planının hazırlanmasına her türlü bilimsel katkıyı vermeye hazırdır.
Kamuoyuna saygıyla bildiririz.
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği



