Obstetrik ve Jinekolojide Hasta Güvenliği

Obstetrik ve Jinekolojide Hasta Güvenliği

7. Ulusal Obstetrik ve Jinekoloji Kongresi 14-19 Mayıs 2009 Kıbrıs’ta yaptığım sununun özeti

Doç.Dr. İsmail Dölen

Hekimler her zaman hasta güvenliğine önem vermişlerdir. Yaptıkları tüm uygulamalarda hasta yararı ve hasta güvenliğini ön planda tutmuşlardır. Ancak sağlık  hizmeti hekim-hasta ilişkisinin çok ötesinde, organizasyon, iletişim, sağlık teknolojiler, cihaz ve sarf malzemeleri, ilaç, hizmet verilen yerlerin güvenliği, bilgilerin saklanması ve değerlendirilmesi, kalite, tıp literatürü ve bunun doğru değerlendirilmesi ,diğer sağlık personeli gibi konuları da içeren bir duruma gelmiştir. Bunun yanında yasal konulardan dolayı hekimin tutum ve davranışındaki değişiklikler ve geri ödeme kurumlarının dayatmaları hasta güvenliğini ilgilendiren konuların başında gelmektedir. Klinik araştırmalar ve bunu düzenleyen yasalar ile araştırma etiğinin dikkate alınması doğrudan hasta güvenliğini ilgilendiren konulardır ve sadece hekimin doğru, bilimsel, güncel hekimlik yapması ile hasta güvenliğini sağlamak mümkün değildir.

 

Hasta güvenliği ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Dünyada her yıl yaklaşık 16 milyar insana enjeksiyon yapılmakta, 1.3 milyon insan buna bağlı ölmektedir. Aynı zamanda on binlerce sağlık çalışanı iğne batması sonucu Hepatit B, C ve HIV enfeksiyonu kapmaktadır 1.4 milyon insan hastane enfeksiyonuna yakalanmakta, binlercesi hastanelerde düşmeye bağlı zararlar görmektedir. Her yıl yaklaşık 234 milyon insan major ameliyat olmaktadır. Major cerrahiye bağlı mortalite hastanelere bağlı olarak %0.4 ile %10 arasında değişmektedir. Cerrahi komplikasyonlara bağlı olarak maluliyet veya yatış süresinin uzaması %3-25 dir. 20 milyon kadın sezaryen, operatif doğum hariç doğum komplikasyonlarına bağlı ameliyat olmaktadır. Önlenebilir komplikasyonlardan dolayı ek masraflar ülkelere göre 6-25 milyar dolardır. Amerika’da yılda 40 milyon hasta tanısı konduğu halde sistemdeki aksamalar nedeniyle ıstırap çekmektedir. Afrika’da sıtma ilaçlarının yarıdan fazlası etken madde içermemektedir. Hiçbir devlet, meclis, hükümet bu kayıp ve ıstıraba duyarsız kalamaz. Sivil toplum örgütleri de aksaklıkların düzeltilmesi için çözümler aramaktadır. Bu konuda en önemli çalışma  Institute of Medicine tarafından 1999’da yayınlanan “to err is human” raporudur. Bu rapor zaten var olan çalışmalara rağmen hasta güvenliği konusunda bir milat olmuştur. Takibinde ABD’de Sağlık Bakanlığının “Agency for health care research and quality (ahrq) bölümü” Başkan ve meclis tarafından görevlendirilmiştir. İngiltere’de sağlık bakanlığı içinde hasta güvenliği bölümü kurulmuştur. Dünya Sağlık Örgütü 2002 yılında hasta güvenliği meclisi kurmuş ve çalışmalarına devam etmektedir. Konuyla ilgilenen kar amacı güden veya gütmeyen binlerce kuruluş ortaya çıkmıştır. Bu raporu önemli yapan nedir? Bu raporda her yıl ABD’de önlenebilir nedenlerle 48-98 bin kişinin tıbbi kusurlar medeniyle öldüğü ve tıbbi kusurların ölüm nedenleri içinde 9. sırada olduğu belirtilmiştir. Hatanın önlenemez ve hatanın sistem nedenli olduğu ancak %2-5’nin kişisel olduğu, hata yapanları cezalandırarak veya değiştirerek bir yarar sağlanamayacağı bu raporda belirtilmiştir. Buna rağmen hatalar hekim ve sağlık çalışanlarına yüklenmekte ve sağlık çalışanlarına şiddet gittikçe artmaktadır. Bazı örgütler, bilirkişiler ve avukatlar bu olaylardan kazanç elde etmekte ve yasaların düzeltilmesi engellenmektedir.

Son 10 yıldır hasta güvenliği konularında çok yararlı çalışmalar ve düzenlemeler yapıldığı bir gerçektir. Sağlık hizmetinin her bir adımı hasta güvenliğini sağlamak için elden geçirilmekte, yeni öneri ve düzenlemeler ortaya çıkmaktadır. Buna rağmen ABD’de tıbbi kusurlar nedenli ölümler 2008’de 5. sıraya yükselmiştir. Eğer ilaç yan etkileriyle ortaya çıkan ölümler de eklenirse tıbbi kusurlar nedeniyle ölümler 2. sıradadır.

Bunun nedenlerini ve çözümlerini hep beraber aramalıyız. Bu çalışmalara klinisyenlerin az sayıda dahil olması en dikkat çeken bir husustur. Klinisyenlerin dahil olmadığı pek çok çalışma ve düzenleme başarılı olamamaktadır. Bu çalışmaların bir kısmı kazanç amaçlı olmakta ve düzenlemeler, kendileri veya endüstri kazançları için önerilmekte ve uygulatılmaktadır. Sonuçta yine hastalar ve hekimler kaybetmektedir.

 

Kadın hastalıkları ve doğum uzmanları öncelikle kendi alanlarını ilgilendiren konular olmak üzere hasta güvenliği konusuna eğilmeli başta dernekler olmak üzere öneriler hazırlanmalıdır.

 

Hasta güvenliği ile ilgilenen binlerce organizasyon vardır. Bunlardan birkaçının adresine girildiğinde ilgili linklere de girilerek yararlanılacak pek çok site ve bilgiye ulaşılabilir.

 

www.ahrq.org  , www.who.int/patientsafety/en/http://internationalforum.bmj.com/

www.ihi.org/www.iom.edu/  ,  http://www.iom.edu/CMS/8089/5575.aspx ,   www.npsa.nhs.uk , http://www.apsf.net.au  ,  http://www.safetyandquality.org