Duyurular

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO’lar)

Dünya sağlık örgütüne göre, GDO’lar, içindeki genetik materyalin doğal olmayan yollardan oluşturulduğu organizmalardır. Bu teknoloji ‘ genetik mühendisliği’, ‘biyoteknoloji’ veya ‘rekombinant DNA teknolojisi’ olarak da sunulmaktadır ve genellikle farklı türlerdeki organizmalardan birbirlerine rastgele genetik parçaların aktarılması işidir. Doğal üreme süreci binlerce yıl içerisinde güvenli bir şekilde oluşmuştur. GDO teknolojisi ise, doğal çoğalmayla ilgili süreçleri kaldırarak mutajenik süreçlere yol açar . Bu teknoloji dünyada yaklaşık 10 yıldan bu yana kullanılmaktadır.

Bu farklılıklara rağmen, GDO lu gıdaların güvenilirlik değerlendirmesi yapısal eşdeğerlik fikrine dayanmaktadır. Bileşimi ve besleyici özellikleri halihazırda varolan bir gıda ile eşdeğer bir GDO lu gıda bulunduğunda, bu gıda geleneksel gıda kadar güvenli sayılmaktadır. Fakat, pek çok hayvan çalışması göstermektedir ki; GDO’lu gıda tüketimi infertilite, immünite bozuklukları, hızlı yaşlanma, kolesterol sentezinin genetik bozukluğu, insülin metabolizma bozuklukları, hücre sinyalizasyon ve protein sentez bozuklukları, karaciğer, böbrek, dalak ve gastrointestinal sistemde değişiklikleri içeren sağlık sorunlarına neden olabilmektedir.

GDO’lu gıdalarla bazı hastalıkların birlikteliği de gündeme gelmiştir. Pek çok hayvan çalışması belirgin immün bozukluk, sitokin artışına bağlı astım, alerji ve inflamasyonla ilgisini göstermiştir. Ayrıca hayvan çalışmaları şunu da göstermiştir ki lipid ve karbonhidrat metabolizması değişikliklerini takiben karaciğerde yapısal değişiklikler ve de muhtemelen serbest oksijen radikallerinin (ROS) aşırı birikimi nedeniyle meydana gelen erken yaşlanma görülmektedir. Böbrek, karaciğer ve dalakta da değişiklikler dökümante edilmiştir. GDO’lu gıdalar ve infertilite ile ilgili 2008’ de yapılmış bir çalışma, gebe kalma oranlarında belirgin düşme ve GDO lu gıdalarla beslenmiş farelerde düşük doğum ağırlığı bildirmektedir.. Bu çalışmada ayrıca bu farelerde 400 farklı gen ekpresyonunun oluştuğu izlenmiştir. Bu genler protein sentez ve modifikasyonunu, hücre sinyalizasyonunu, kolesterol sentezini insülin regülasyonunu kontrol ettiği bilinen genlerdir. Ayrıca çalışmalar göstermektedir ki GDO ile beslenmiş hayvanların barsaklarında hasar oluşmakta, proliferatif hücre büyümesini de içeren intestinal immün sistemde bozulma olmaktadır.

Çıkan veriler nedeniyle, GDO’lu gıdaların insan sağlığı üzerinde kötü etkilerinin olabileceği biyolojik anlamda akla yatkındır.

Bu riske rağmen biyoteknoloji endüstrisi GDO’lu gıdaların yüksek mahsul vererek tüm dünyayı besleyebileceğini savunmaktadır. Fakat bilim adamlarının son 12 çalışmadan elde ettikleri derleme rapor aksini işaret etmektedir: son 20 yılda ciddi girişimlerle genlerin kullanımını ve ürün artırımını amaçlayan binlerce alan çalışması yapılmıştır. Henüz bu çalışmaların hiçbiri majör gıda ve yem mahsullerinde ticari anlamda artış ile sonuçlanmamıştır. Ancak gelecekte olabilecek bir artış da büyük oranda geleneksel üretimdeki gelişmeler nedeniyle olacaktır.

Bu nedenle, GDO’lu gıdalar toksikoloji, alerji immunoloji, üreme sağlığı, metabolik, psikolojik ve genetik sağlıkla ilgili fayda sağlamaksızın ciddi sağlık sorunu risklerine neden oluyor gibi göründüğünden , ilgili düzenlemelerin de özenle yapılması gerekmektedir.